[Übersetzung mit Einleitung vom Bundesverband der Migrantinnen in Deutschland// Translation with introduction written by Göçmen Kadınlar Birliği]

12 Mart Cumartesi günü Köln’de Almanya’nın farklı şehirlerinden kadınların da katılımıyla bir yürüyüş ve eylem gerçekleştirilecek. Köln ve çevresi Antifaşist Koordinasyon, Köln Feminist Çalışma Grubu, Hiç kimse İllegal Değildir gibi çok sayıda örgütün çağrısını yaptığı eyleme Agisra, Otonom Kadın Evleri, Yeşiller Partisi grupları, Sol Parti grupları, Göçmen Kadınlar Birliği, Wir Frauen dergisi, Ceni gibi çok sayıda kadın örgütü de destek verdi. „Bizim Feminizmimiz Irkçılık Karşıtıdır“ sloganıyla düzenlenen eylem 12 Mart Cumartesi günü Köln Roncalliplatz’da düzenlenecek.

Eylemle ilgili yapılan açıklama ise şöyle:

2016 yılında Almanya’nın bir çok şehrinde kadınlara yönelik tacizlerde artış oldu. Köln’de de. “Kadınlara yönelik cinsel taciz” yılbaşı gecesinde yaşananlarla görünür hale geldi. Kamuoyunda yapılan tartışmalar ve medyanın konuyu çarpıtması, „şimdi neden“ sorusuna neden oluyor. Konunun tartışılması önemli. Yılbaşı gecesi cinsel tacize maruz kalanlar ve her gün bunu yaşayanlarla dayanışma elbette önemli. Ancak burada cinsel tacizden ziyade, bunu yapanların kökenlerine vurgu yapıldığına dikkat etmek gerekir. Çünkü bu vurgu ırkçıdır.

Olayların takibinde cinsel taciz yerine sığınma yasasının sertleştirilmesinden, sınırdışılardan söz edilir oldu. Sonuç: Bu ülkenin sorunu kadınların yaşadığı tacizler değildir, mesele mültecilerdir denmeye varmıştır. Gerçek ise şudur ki, Almanya’ya cinsiyetçilik göç etmemiştir. Zaten bu ülkede cinsiyetçilik vardır, ve her yerde, her zaman cinsel ayrımcılık yaşanmaktadır. Cinsiyetçilik, eşitsiz ücretlendirmeyle ve iş pazarında, çocuk bakımında kadınların dezavantajlı bir dizi toplumsal koşullarla kendisini cinsel ayırımcılık olarak ifade etmektedir.

Cinsel ayrımcılık aynı zamanda reklamlardaki cinsel vurguyla da yaşanmaktadır. Tartışmalara konu olan insanların dört duvarı arasında bireysel olarak yaşadığı cinsel ayrımcılık değildir. Oysa kadınların yüzde 90’nının kendi yakın çevreleri tarafından tacize ve tecavüze uğradığı bilinen bir gerçektir. Suskunlukla geçirilen başka bir konu ise, cinsiyetçiliğin ve cinsel ayırımcılığın her gün yaşanan bir olay olduğudur.

Konuşmamız gerekenler

Tartışmalar zanlıların kökeni üzerine yapılmamalıdır. Çünkü bu tartışmanın bir ucu ırkçılığa çıkmaktadır. Bunun yerine cinsel tacizin işlevi ve anlamı, toplumsal cinsiyetçiliğin bütün dünyada sonuçları üzerine bir tartışma yürütmek zorundayız. Irkçılıktan ve mültecilerin maruz kaldığı şiddetten de söz etmeliyiz. Çünkü her gün bir yerde bir mülteci yerleşimine saldırı yapılmaktadır.

Almanya’nın suç ortağı olduğu savaşlardan da konuşmalıyız. Kirli savaşların karakterinden, askerileşmenin artmasından ve bunun cinsiyetler arasındaki ilişkilere yansımasından konuşabiliriz. Bu savaşlar, insanların ülkelerini terk etmesine, yaşam koşullarının yıkılmasına ve mülteciliğe neden oluyor. Başta Avrupa Birliği ülkelerinin politikaları olmak üzere Almanya’nın bu noktada önemli bir sorumluluğu vardır. Bir çok kadın ve çocuk, savaştan kaçıyor. Kaçış yollarında ağır şiddete maruz kalıyor. Sığınma başvurusu yaptıkları yerlerde de güvenliğe kavuşmuyorlar. Sığınmacı yurtlarında her gün cinsel taciz yaşanıyor. Sığınmacı yurtları sürekli ırkçı saldırılara maruz kalıyor. Bir çok kadın ve çocuk, Avrupa Birliği ülkelerine erişemeden yollarda kayboluyor, yaşamlarını yitiriyorlar.

Hükümetin, Sığınma Yasasını sertleştirmesi, en fazla cinsel tacizin kurbanı kadın ve çocukları mağdur ediyor. Almanya’da kadın haklarının gerilemesi her zaman gündemimiz oldu. Eşitsiz ücretlendirme, ev kadınlığına özendirme primi, homo ve transseksüellere duyulan fobi, eğitim sisteminde cinsiyetçi ayırımcılık, cinsel şiddet ve taciz gündemimizi oluşturdu. Kamuoyunda yürütülen ırkçı ve kadın düşmanı tartışmalar, sağ popülist partilerin ve neo nazi grupların güçlenmesine yol açıyor.

Cinsel ve ırkçı ayırımcığa karşı, sömürüsüz ve gerçek eşitliğin sağlandığı bir toplum için mücadele eden bütün kadınları 12 Mart günü Köln’de Almanya genelinde yapılacak yürüyüşe çağırıyoruz. Farklılıklar bizim gücümüzdür.